Tasarım Kodu Ekibinden Elif Akman’ın yaptığı Röportaj sizlerle 🙂

1-Öncelikle kendinizden mimarlığı nasıl ve neden tercih ettiğinizden bahsedebilir misiniz?

Ben Afyon’da iki yıllık mimari restorasyon bölümünü okudum. Bu iki yıllık süreçte mimarlık tercih etmeye karar verdim. Lise yıllarımda mimarlık düşünüyor musun desen hiç aklıma gelmezdi açıkçası. Dgs ile mimarlığı kazandım. Çukurova tek tercihimdi. Buraya geldiğimde çok zorlandım. Çünkü dgs ile gelenlere intibak eğitimi veriliyordu o zaman. Yani iki yıllık eğitimi bir yılda alıyordum. Sabahları proje1 derslerine öğleden sonra da proje 3 derslerine girdim ilk dönem. İkinci dönem ise sabah proje2 öğleden sonra proje 4’ü aldım. Onun için ilk yıl oldukça sıkıntılı ve zor oldu benim için. Bunun sıkıntısını çok çektim. Bırakmayı bile düşündüm. Okuduğum mimari restorasyon bölümünde teknik çizim dersleri almıştım ancak orda mevcut bir yapı üzerinde çalışıyorsun. Mimarlık öyle değil yeni bir şey tasarlamak hiç de kolay değil. Bir projeye nasıl başlanır, nasıl tasarım yapılır, bilmiyordum. Bu bir senede dört proje teslim etmenin verdiği bir özgüvenle devam ettim diğer yıllarda.

2-Peki iş hayatınız nasıl başladı? İş hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Restorasyon üzerine yüksek lisans yaparak eğitim hayatıma devam etmek istiyordum. Ama şartlar izin vermedi. Ailemin yanına Aydın’a dönek zorunda kaldım. Orda iş başvuruları yaptım ancak yeni mezun bir mimar kolay iş bulamıyor maalesef. Aydın’da bir çevrem de yoktu. Bu yüzden benim için iş başvuru süreci zorlu geçti. Daha sonra Adana’ya döndüm. Bir arkadaşım kendi ofisini kurmak istiyordu. İş teklifinde bulundu. ben de seve seve kabul ettim. O zamandan beri Art Level Mimarlık’ta çalışıyorum.

İşimi çok seviyorum çok da memnunum. İşini sevmezsen yapamazsın zaten hele ki mimarlık gibi zor bir mesleği sevmeden yapman mümkün değil. Ben işimi severek yapıyorum.

3-İş hayatından beklentileriniz ne idi? Ne ile karşılaştınız? Mimarlık sizi istediğiniz noktaya taşıyabildi mi?

Hiç de hayal ettiğim gibi değildi açıkçası. Mimarlık eğitim hayatında gördüğümle piyasadaki iş hayatındaki durum çok farklı. Eğitim hayatındaki  kadar özgür değilsin seni kısıtlayan çok şey var. İş hayatı eğitim hayatından çok daha zor, okulda seni sınırlayan bir şey yok. Seni hayal gücünü kullanmaya iten bir teşvik var. Ancak iş hayatında müşteriler, yönetmelikler, sadece rant için imara açılmış arsalar , arsa sahipleri vb. birçok şey bunlar yaptığınız işi oldukça sınırlandıran ve zorlaştıran şeyler.

Mimarlık beni istediğim noktaya taşıdı veya taşımadı demek için henüz çok erken. Hedefim akademisyen olmaktı. Hedefler değişebiliyor. Şuan başka bir yoldayım. Farklı hedeflerim var.

Kendi hayatını yaşamak ve hayallerini gerçekleştirmek zor. Ama bu benim için böyle gelişti tabi, İnsanlar çabalayarak bunu başarabilirler.

4-Sizin için mimarlık nedir?

Genel ve zor soruların var 😀 Buna birçok cevap verebilirim. Bence  mimarlık ; Hayallerini gerçekleştirebilmek diyebilirim.

5-Mimarlık sizin hayatınıza neler kattı? Hayatınızda olumlu olumsuz neler değişti?

Genel olarak hep olumlu şeyler kattı bana aslında. Zamanı çok iyi değerlendirme ve iyi kullanabilme becerisi kazandırdı. Gerçekten insanın ufkunu genişleten bir meslek. Gözlem yeteneğini geliştiren, belki hiç dikkat etmeyeceğin şeylere dikkat ediyorsun. Detaylara takılıyorsun merak ediyorsun. Görsel hafızan geliştiriyor. Görsel bir işle uğraştığın için bu çok önemli.

Olumsuz olarak da ; Ben çok düzenli,tertipli ve titiz bir insandım. Ama mimarlık eğitimimde bunu kaybettim. Projeyi yetiştirmeye çalışırken aynı zamanda düzenli tertipli olmak hiç de kolay değil.

ve son olarak gözlük kullanmaya başladım. Mimarlıktan önce gözlük kullanmıyordum. 😀 Bunlar çok ufak olumsuzluklar.

6-Piyasada çalışmanın bazı sıkıntılarının olduğunu söylediniz. Bunun düzelmesi için neler yapılabilir sizce?

Öncelikle müşteri potansiyelinin değişmesi gerekiyor. Bilinçli olmaları gerekiyor yaptıkları iş hakkında.  Tabi bu çok kolay değil. İnsanların mimarlık mesleğinin önemini anlaması gerekiyor. Tabi bizim de bir mimar olarak müşteriye ve para hırsına yenik düşmeden kendi meslek etiğine göre hareket etmesi bunu düzeltebilir. Tabi çok kolay bir şey değil bu.

Mimarların kendi mesleğine saygısı olması gerekiyor. Ne kadar yanlış iş yaparsan kendini hem de  mesleğini o kadar çiğnemiş oluyorsun. Mimar olmanın bir anlamı kalmıyor.

7-Projelerinizin oluşum ve tasarım sürecinden bahsedebilir misiniz?

Proje tasarım süreci okuldaki gibi alabildiğine özgürce değil de daha çok sana dayatılan sınırlama ve müşteriyle görüşmelerine göre şekilleniyor diyebilirim. Yönetmeliklerdeki sınırlamalar, işverenin istekleri de göz önünde bulundurularak süreç başlıyor ve tasarım buna bağlı olarak şekil alıyor. İşverenin ihtiyaçlarına en uygun çözümler üretilmesi gerekiyor. Bu nedenle işverenle sürekli bir görüşme söz konusu. Projeler, yapılacağı arazinin ilgili kurum tarafından yani belediyenin belirlediği yapı yapma koşulları (imar durumu ve plan notları) yönetmeliklere uygunluğu ve işverenin isteklerine göre olgunlaşıyor. İlk olarak bu koşullar çerçevesinde etütler yapılıyor ve yine iş verenle görüşmeler neticesinde yapılan revizeler ile tasarım son halini alıyor.

8-Sizce mimarlık öğrencileri ve genç mimarlar kendilerini geliştirmek için neler yapmalılar? Neler yapmamalılar?

Öğrenciler bence problem çözme yeteneğine sahip olmalı. Ve bu yetenek geliştirilmeli .Çünkü iş hayatında bu çok önemli. Bir mimarlık öğrencisi materyal bilgisine sahip olmalı bunu da araştırma yaparak öğrenebilir. Mimarlık mesleği birçok meslek grubuyla ilişkili bir meslek bu meslek grupları ve yaptıkları hakkında bilgi sahibi olmalı kendini geliştirmeli.

Okuldaki projelerde denemekten sürekli üretmekten kaçmamalı kolay yollar seçmemeli ne kadar kolaya kaçarsa o kadar kendisini geliştirme fırsatını elinden kaçırır. Öğrenim hayatında öğrenmek sormak araştırmak çok daha kolay.

Mimarlık öğrencisi kendini eve kapatmamalı. Gezmeli gezerken gözlem yapmalı imkanı varsa yurt dışına çıkıp oradaki mimari eserlerle ufkunu genişletmeli.

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER