Çatalhöyük ,Orta Anadolu’da yer alan, bundan tam 9 bin yıl önce yerleşim yeri olarak kullanılan, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşimidir.

Çatalhöyük ,doğu ve batı aksında karşılıklı iki höyükten oluşmaktadır. Doğuda bulunan Çatalhöyük (Doğu) olarak adlandırılan yerleşme Neolitik Çağ’da, Çatalhöyük (Batı) olarak adlandırılan batıda yer alan höyük ise Kalkolitik Çağ’da iskan görmüştür.

Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim ünik bir özellik sergilemektedir.

Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti, kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

1.Anadolu’daki en büyük ve en önemli neolitik dönem yerleşmesi olan Çatalhöyük, 1958′de James Mellaart adlı İngiliz arkeolog tarafından bulunmuştur.

2.M.Ö. 6800′lü yıllarda kurulduğu tahmin edilen yerleşke, bin yıldan uzun bir süre zarfı boyunca insanların yaşam alanı olmuş ve M.Ö. 5700′lü yıllarda terk edilmiş.

3.Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında bulunan bu gizemli yerleşim, ilçenin 10 km doğusunda, 32 dönümlük bir alana yayılmış ve ayrıca Konya Ovası’na hakim buğdaylık arazide yer alıyor.

4.Araştırmalara göre doğuda kalan höyüğün tarihi  milattan önce 7400-6200 yıllarına dayanmaktadır, batıda kalanın tarihi ise yine milattan önce 6200-5200 yıllarına dayanmaktadır.

5.Sokak kavramının bulunmadığı bu yerleşim biriminde kerpiçten yapılmış tek katlı düz damlı evler yer alıyordu.

6.Evlere birbirlerinin damlarından geçilerek ulaşılmaktaydı.

7.Dikdörtgen planlı evler çoğunlukla bir büyük ve bitişiğindeki bir iki küçük odadan (depo, kiler) oluşmakta, küçük odalara duvarlardaki deliklerden geçilmektedir.

8.Çatalhöyük’te pek çok kutsal mekân ya da tapınak bulunuyordu. Sayı olarak hemen hemen her iki eve karşılık bir tapmak düşüyordu.

9.Evlerde ya da tapınak olarak kullanılan mekanlarda bütün yapıların duvarları aralıklarla konmuş ağaç dikmelerle sağlamlaştırılmıştı.

10.Bunların arasında kalan sıvalı satıhlar ise ev­lerde geometrik bezeklerle, tapınaklarda daha renkli av sahneleriyle ve din törenleri­ni canlandıran minyatürlerle doldurulmuştu.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER